Bu Ay BeStyle Magazine'de Şükran Ovalı Var!
Şükran ile yıllar önce buluşup kapak çekimi gerçekleştirmiştik. Şimdilerde de sonbahar sayımızın kapağını çekmek için yeniden buluştuk. Uzun yıllar geçmiş, sohbet birikmiş, projeler detaylanmış. Ama Şükran hala aynı naiflikte ve güzellikte. Şu anki yer aldığı yeni projesinden bahsetmeye başlarken, konu konuyu açıyor ve uzun bir sohbete dalıyoruz. Yıllar içerisinde değişen sektörden güncel dijital projelere, ses getiren yapımlardan Yeraltı dizisindeki rolüne varan detaylı sohbeti ve çekimi, siz de çok seveceksiniz.
RÖPORTAJ TUĞÇE ORÇUNUS
FOTOĞRAF ELİF DEMİRALP
STYLING NİL NİNAT
SAÇ AKIN ÜNAL
MAKYAJ HİDAYET KORKMAZ
BACKSTAGE & VİDEO ÜNAL AVCI
DİJİTAL İÇERİK DİREKTÖRÜ TUĞÇE ORÇUNUS
KURUMSAL İLETİŞİM MUKADDES KAYA
DİJİTAL İÇERİK EDİTÖRÜ YAĞMUR ÖZER
Uzun yıllar geçmiş son kapak çekimimizin üzerinden. Özellikle son dönemlerde hayat nasıl geçiyor senin için? Mesela yaz, istediğin gibi miydi?
Hayat öğreterek, büyüterek devam ediyor çok şükür. Heybemi doldurarak, öğrenerek ve “bilmiyorum” deme cesaretiyle devam ediyor. Bu yaz benim için tercihen sakin geçti. Ailemle, sevdiğim birkaç kişiyle huzurluydu. Durmanın gücü de bir başkadır. Genelde yazları çalıştım, bu yaz öyle olmadı ve bu da çok şeyi anlamama, dışarıdan bir kez daha kendime ve hayata bakmama sebep oldu.

Kariyer başlangıcın eskiye dayanıyor. Behzat Ç., Şeref Meselesi, Yargı ve Kalpazan gibi televizyon tarihinin iyi projelerinde rol aldın. Kariyerine dönüp baktığında, "Karakter olarak beni en çok dönüştüren rol şuydu" dediğin iş hangisi?
Çok şükür, sevdiğim ve içinde bulunduğum için mutlu olduğum işler hepsi. Hatta Yargı ve Yeraltı, seyircisi olduğum işlerin oyuncusu olma şansımın olduğu işler. Hepsi beni dönüştürdü. Benden çok uzak ama içerden yaklaştığım ve anladığım rollerdi ve tüm zaaflarıyla koruduğum karakterlerdi. Ayıramam açıkçası ama şunu söyleyebilirim ki yaş aldıkça bakışım, yaklaşımım daha derinleşti normal olarak.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi çıkışlı bir oyuncusun. Aldığın ekolün ve usta-çırak ilişkisinin bugünkü oyunculuk reflekslerine en büyük etkisi nedir?
Orada büyüdüğüm için minnetim bitmez. Bedava okudum. Vermenin, paylaşmanın önemini öğrettiler ve sakınmadan, cömertçe bildiğini öğreten hocalarım şansımdı. Hepsini çok seviyorum, hakları ödenmez. Sonsuz şefkatleri ve sabırları, bu yaşta dönüp baktığımda bile gözümü dolduran muazzam bir yolculuktu. Temelim sayelerinde sağlam. Mesleğe olan aşkımı ve ne olursa olsun etik olmanın mühim olduğunu, rahat uyumanın ayrıcalığını sayelerinde bir madalyon gibi taşıyorum göğsümde.

Bir oyuncunun yaş aldıkça daha iyi oyuncu olmasını sağlayan şey sence nedir?
Bakış açısı, demlenmenin hazzı. Başka biri olmayı daha çabuk kabullenme, sonsuz empati gücü... Anı yaşamayı hayatta es geçiyoruz ama sahnede her an o anda kalıyor ve tadını çıkarıyorsun. Sakince yaklaşmak detayları yakalamana sebep oluyor. Bu da yaş aldıkça oluyor. Nöbetçi öğrencilik devam ediyor yani...
Şimdiki projen öncesi Yargı dizisindeydin. Çok iyi bir işti ve sen de herkesin hayranlıkla izlediği bir rolğn üstesinden geldin. Nasıl bir deneyimdi?
Çok teşekkür ederim, şahaneydi. Yapım ekibi, Sema Ergenekon kalemi, Ali Bilgin yönetmenliği ve işini seven, sahip çıkan oyuncularla çalışmak şans. Her zaman hepsi bir arada olmuyor maalesef. Yeri ayrı o yüzden. Her zaman “iyi ki” dediğim bir iş olarak hatırlayacağım.
Peki yıllardır içinde olduğun sektörün, kadın oyunculardan beklentilerinin zaman içinde değiştiğini düşünüyor musunuz?
Hayır, maalesef değişmedi ama benim hâlâ umudum var. Yeni nesil daha birey ve sınırlarını bizden daha rahat belirtiyor. Üzerimize düşeni yapmaktan yılmayacağız. Kadın olmasaydı edebiyat olmazdı... Hiçbir şey olmazdı. Bunun gücünü elbet tüm dünya kabullenecek. Sorgulamaktan ve üretmekten vazgeçmeyen, kaderini hiçbir erkeğin vicdanına bırakmayan kadınlar kazanacak.
Ve yeni sezonda yepyeni bir dizi ile karşımıza çıkıyorsun. Yeraltı dizisinin kadrosuna, "Bozo" karakterinin geçmişten gelen eski sevgilisi olarak dahil oldun. Seni bu hikayeye ve karaktere çeken ilk unsur ne oldu?
Dediğim gibi, seyircisi olduğum işin oyuncusu oldum. Çok iyi yazılmış bir hikâye, çok iyi çekiliyor ve çok iyi oynanıyor. Bozo’yla olan hikâyem beni bir kadın, bir anne, bir oyuncu olarak çok etkiledi. Çok oyuncaklı bir rol ve tüm karakterlerde olduğu gibi benim karakterim de çok haklı. Medyapım daha önce çalıştığım ve çok sevdiğim bir yapım. Olmamam için hiç sebep yok, olmam için çok güçlü sebeplerim vardı. Son söz her zaman seyircinin... Bu uzun yolculuğumda severek eşlik etmeleri de dileğim. Seyirciyi her hafta şaşırtan güçlü bir hikâye bekliyor. Biz bile heyecanla senaryo bekliyoruz. Herkese iyi seyirler.

Bozo ile karakterin arasındaki geçmiş hesaplaşmalar ve değişen dengeler hikayeye nasıl bir dinamik katacak sence?
Ooooo, nereden başlasam, nasıl anlatsam... En iyisi izleyin ama derin, güçlü, kırılgan bir hikâye... Küllenmiş bir aşk. Hiç bilmedikleri yerden sınanacaklar.

Yeniye adım atmak bazen düşündürür. Yepyeni gelişmelere evet demeden uzun süre düşünür müsün, yoksa hislerin genelde seni yanıltmaz ve onları mı dinlersin?
Hislerimin beni yanılttığı çok oldu. Kendi sesimi duymakta zorlanan biriyim. Sevdiklerime karşı hislerim hep çıkar ama iş bana dönünce kendimi sabote edebiliyorum. Bunun üzerine çalışıyorum. Fevri ve hoyratım kendime karşı. Sakince durduğum zaman, iç sesime kulak verdiğim her an daha doğru adımlar atıyorum. Ama bir yerde hepsi hikâye; nasipten öte yol yok. “Nasip” kelimesinin teslimiyetine ve tevekküle çok inanırım.
Peki çok güzel ve ses getiren işlerde yer almış biri olarak, kariyerinde seni zorlayan ama geriye dönüp baktığında oyunculuğuna katkı sağladığını düşündüğün bir dönem oldu mu?
Hep oldu. Ne olduysa da iyi ki oldu. Bazı şeyler parayla satın alınmayacak kadar kıymetli, kötü deneyimler de öyle. İsteklerim değişse de ne istemediğimi bilecek tecrübeye sahip oldum bu sayede.

Sektörde yıllar içinde değişen set dinamikleri, dijital platformların artışı ve hızlanan yapım süreçleri bir oyuncu olarak seni nasıl etkiliyor?
İstanbul şehrinin hızı; yetişme kaygısı, kaçırma korkusu ve yetememe hissini beraberinde getiriyor. Sektörde de böyle ama bu hızlı değişen dinamikler dinç kalmana sebep oluyor. En önemlisi de bir sürü insana istihdam sağlıyor. Dünyada da Türk sinema sektörü olarak yer edinmek gurur verici.
Oyunculuk dışında edindiğin hangi deneyimin aslında oyunculuğuna büyük katkı sağladığını düşünüyorsun?
Yaşamanın. Yaşamak başlı başına zor iştir, tüm riskleriyle hem de. Hayat son ana kadar sürprizlerle doludur. İstemesen de öğretir, dirensen de değiştirir, dönüştürür.

Instagramda neredeyse 1 milyona yakın takipçin var. Nasıl yönetiyorsun o tarafı? Seni orada olduğun gibi, şeffaf görebilmek mümkün mü? Yoksa bir denetleme hep var mı?
Vallahi akışa bıraktım. Ne büyük bir çabam ne de geri çekilmem var. İçimden geldiği gibi, hesapsız. Başka bir yol da bilmiyorum zaten.
Gerçekten hayatın her alanında en çok nelerden besleniyor ruhun? Bu tabii ki hem hayat akışına yansıyor insanın, hem evliliğine, hem işine, kısacası her şeyine.
Huzurdan, teslimiyetten, kızımdan, eşimden ve sahici dostlarımdan... Hatta bazen güzel bir domatesten, evde yapılan reçelden, bir hayvana dokunmaktan, hoyratça gülen bir çocuktan...

Ciddi ciddi formunu nasıl koruduğun, nasıl bu kadar fit kaldığın merak ediliyor. Ne sendeki sırları?
Vallahi yok. Spor yapmıyorum maalesef. Niyetim var ama cesaretim yok. Yerim aslında, çok da severim. Ölümlü dünya, yemeyelim de ne yapalım? Yakından tanıyanlar bilir. Ama bir sır değil; çok su içerim, çok.
Şükran Ovalı evde, kendi başınayken gününü nasıl geçirir; deşarj olma yöntemleri nelerdir?
Uzanmak, tavana bakmak, sessizce durmak, kızımla film izlemek ve uyumak, kitap okumak, sevdiğim filmleri tekrar izlemek... Eşim ve kızımla geçirdiğim her an.
