Özgür Daniel Foster x be MAN Magazine 2026 Haziran Sayısı
Özgür, lise yıllarında aldığı drama eğitimi sayesinde içindeki oyunculuk aşkını keşfediyor. Sonrasında aldığı bireysel eğitim ve workshoplar ile oyunculuğa olan saygısı da gittikçe artıyor. Mesleğine dair eğitimin ise hiçbir zaman bitmeyeceğini savunan, her geçen gün de başarılarına yenisini ekleyen Özgür Daniel Foster ile yazı getirirken hepimizi şaşırtacak bir çekime imza attık. Spor tutkunu, yaşam tarzı haline dönüşen beslenmesi sayesinde de güçlü duruş sergilediği Haziran sayısı çekimini, siz de çok beğeneceksiniz.
RÖPORTAJ TUĞÇE ORÇUNUS
FOTOĞRAF ELİF DEMİRALP
STYLING MURAT HAN
SAÇ METİN DEMİR
MAKYAJ MELİS İLKKILIÇ
BACKSTAGE YİĞİT ERKEKLİ
STYLING ASİSTANI ŞEYMA ALBAYRAK
FOTOĞRAF ASİSTANI MEHMET ŞAFİ ALTINTAŞ
DİJİTAL İÇERİK DİREKTÖRÜ TUĞÇE ORÇUNUS
KURUMSAL İLETİŞİM MUKADDES KAYA
DİJİTAL İÇERİK EDİTÖRÜ YAĞMUR ÖZER
MENAJERLİK MERT SİLİV
COLOUR OZAN OKAY
Öncelikle lise yıllarında drama eğitimi alıyorsun sonra oyunculuk eğitimini geliştirmek için Akademi 35.5'ta sahne sanatları ve kamera önü oyunculuğu eğitimini tamamlıyorsun. Nasıl dönemlerdi senin için?
Benim için tam bir keşif ve temel atma dönemiydi. Lise yıllarındaki drama eğitimi, içimdeki o oyunculuk tutkusunu ilk fark ettiğim, "Ben bu işi hayatımın merkezine koymalıyım" dediğim yerdi. Ama Akademi 35.5 süreci işin rengini tamamen değiştirdi. Sadece yeteneğin yetmediğini; disiplini, sahne matematiğini ve kamera önünün o büyüleyici ama teknik dünyasını orada öğrendim. Kendimi zorlamayı, karakter analiz etmeyi öğrendiğim, oyunculuğa olan saygımın katlanarak arttığı, çok öğretici ve her anını özlemle hatırladığım bir dönemdir. Akademi 35.5 sonrası bireysel workshoplar almaya başladım sevgili Durul Bazan, Bahar Kerimoğlu; Saim Güveloğlu ile güzel çalışmalar yaptık. Çok şanslıyım ki çok kıymetli aktör ve sevgili hocam Tansu Biçer ile de kısa bir süre çalışma şansım oldu. Hala da bunun üstüne gitmeye devam ediyorum. Mesleğime dair eğitim benim için hiçbir zaman bitmeyecek.
Şimdilerde oyunculuk anlamında tam da hedeflediğin noktada mısın sence?
"Tam olarak hedeflediğim noktadayım" dersem, kendimi bir kalıba sıkıştırmış ve yolculuğumu bitirmiş olurum. Ama doğru yolda, doğru adımlarla ilerlediğimi çok net hissediyorum. Her yeni proje, her yeni karakter benim için yeni bir hedef çizgisi demek. Geriye dönüp baktığımda gurur duyduğum işlerin içindeyim, ileriye baktığımda ise beni heyecanlandıran, sınırlarımı zorlayacak projelerin hayalini kuruyorum. Yolculuğun kendisinden keyif alıyorum; hedef sürekli büyüyor ve yenileniyor.

Oyunculuk hayatına sinema ile başlamak, bu yolculuğa ne gibi avantajlar kattı sence?
Sinema çok başka bir okul, çok kalıcı bir vizyon. İlk adımı beyaz perdede atmak bana her şeyden önce sabırlı olmayı ve o büyük resmi görebilmeyi öğretti. Sinemada her planın, her bakışın, her detaylı sahnenin bir ağırlığı var; hikaye daha rafine işleniyor. Karakterin dünyasına derinlemesine girmek için daha fazla alanınız oluyor. Bu başlangıç, daha sonra yer aldığım televizyon ve dijital projelerdeki o hızlı tempoda bile, karakterin derinliğini korumamı sağlayan çok güçlü bir temel oluşturdu.
İzleyicinin seni tam anlamıyla tanıması, benimsemesi hangi rolle oldu?
Her projenin seyirciyle kurduğu bağ farklı oldu ama izleyicinin beni gerçekten bağrına bastığı, o samimi kırılma noktasının, karakterin içindeki çatışmaları ve samimiyeti en şeffaf haliyle yansıtabildiğim rol aslında Tozluyaka ''Ege'' ama tanınırlığa geniş açıdan baktığımızda inşallah bu sezon o bahsettiğiniz herkesin gönlünde taht kuracağım rolü bekliyorum aslında. Bunu bana tiyatro izleyicisi adına sorarsanız maalesef ki ara vermek zorunda kalmış olsakta yaklaşık 12 oyunda 11.000 kişiye ulaşarak Chaplin'de güzel yorumlar aldığımı görebiliyorum ve bu beni mutlu ediyor.

Geçtiğimiz dönemde, dünyaca ünlü komedyen ve sinema sanatçısı Charlie Chaplin'i canlandırdığın sahne projesiyle dikkat çekmiştik. Senden dinleyebilir miyiz bu projeyi?
Benim için kariyerimin en heyecan verici, en meydan okuyan ve gurur duyduğum projelerinden biriydi. Charlie Chaplin gibi bir dünya dehasını, sinema tarihini değiştiren bir ikonu sahneye taşımak kelimelerle tarif edilemez bir sorumluluk. Onun o trajikomik dünyasını, beden dilini, sessizliğin içindeki o devasa çığlığı yakalayabilmek için aylarca çok yoğun çalıştım. Sahnede Chaplin olmak, oyunculuğun en saf, en bedensel ve en duygu yoğun haline dokunmak gibiydi. Seyirciden aldığımız o muhteşem reaksiyon da tüm o uykusuz gecelerin, verilen emeğin en güzel ödülü oldu.
Çok gençsin ama dizilerdeki başarıların ortada. Aynı zamanda karizmatik ve özgüveni yüksek genç karakterlerden birisin. Kendine ne gibi yatırımlar yapıyorsun?
Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Özgüven bence insanın kendini tanıması ve ne yapmak istediğini bilmesiyle paralel gelişiyor. Kendime yaptığım en büyük yatırım zihnimi ve bedenimi beslemek. Sadece oyunculuk workshop'ları veya sektörel gelişmelerle sınırlı kalmıyorum; bol bol okuyorum, farklı kültürleri inceliyorum, dünya sinemasını ve tiyatrosunu çok sıkı takip ediyorum. Aynı zamanda bedenime iyi bakıyorum; spor ve beslenme benim için bir rutin değil, yaşam tarzı. Ama en önemlisi, ruhumu besleyecek insanlarla bir arada olmaya, her gün yeni bir şey öğrenmeye çalışıyorum. En kalıcı yatırımın entelektüel birikim olduğuna inanıyorum.

Özellikle bu yıl dijitalde projeler bir hayli fazla. Sen o taraf için neler hedefliyorsun? Seni de görebilecek miyiz dijital dünyada?
Dijital dünya, hikaye anlatımı ve karakter özgürlüğü açısından oyuncuya muhteşem bir konfor ve yaratım alanı sunuyor. Sürelerin daha makul olması, senaryoların daha cesur ve kompakt yazılması beni çok cezbediyor. Tabii ki dijital için çok güzel planlarımız ve görüştüğümüz, üzerine heyecanla konuştuğumuz projeler var. Seyircinin karşısına yine şaşırtacak, "İşte bu Özgür'ün farkı" dedirtecek, uluslararası standartta bir işle çıkmayı çok istiyorum. Yakında güzel sürprizler olabilir diyelim.
Dijital iş birliklerini de görüyoruz, o tarafta da tercih edilen bir isimsin. Seçici misindir?
Evet, bu konuda oldukça seçici ve titiz davrandığımı söyleyebilirim. Bir markayla yan yana geleceğimiz zaman, o markanın felsefesinin, duruşunun ve enerjisinin benim kendi değerlerimle, hayata bakışımla uyuşması gerekiyor. Sadece bir iş birliği olsun diye değil; gerçekten inandığım, günlük hayatımda da arkasında durabileceğim, estetik algısı yüksek ve beni yansıtan vizyoner markalarla yol yürümeyi tercih ediyorum. Bu seçicilik hem bana hem de iş birliği yaptığım markaya olan güveni ve kalıcılığı artırıyor.

Sporla aran nasıldır?
Spor benim hayatımın vazgeçilmez bir parçası, adeta bir meditasyon yöntemi. Sadece fiziksel formumu korumak için değil, zihnimi boşaltmak, o yoğun set temposunun getirdiği stresi atmak ve deşarj olmak için spor yapıyorum. Rutin fitness antrenmanlarının yanı sıra, dinamik, reflekslerimi ve sınırlarımı zorlayan farklı branşları denemeyi de çok seviyorum. Kendimi bildim bileli hareket halinde olmak, o disiplini hayatımda tutmak bana müthiş bir enerji veriyor.

Biraz da tarzından bahsedelim. Günlük hayatında nasıl giyinmeyi seversin?
Günlük hayatımda tamamen "çabasız şıklık" (effortless) ve konfor odaklıyım diyebilirim. Oversize parçalar, kaliteli kumaşlar, basic tişörtler ve rahat ama cool duran tamamlayıcılar favorimdir. Renklerde genellikle daha toprak tonlarını veya siyah-beyaz gibi zamansız klasikleri tercih ediyorum. Benim için önemli olan giydiğim kıyafetin içinde kendimi rahat, özgür ve özgün hissetmem. Küçük ama karakteri olan detayları (saat, aksesuar veya doğru bir ayakkabı seçimi gibi) tarzıma eklemeyi severim.
Malum yaz geldi. Bu yaza dair planların nasıl? Bol bol seyahat edebilecek misin?
Yazın gelişi her zaman içimi kıpır kıpır yapıyor. Bu yaz için planlarım arasında hem ruhumu dinlendireceğim, doğayla baş başa kalacağım sakin kaçamaklar var hem de yeni keşifler yapacağım yurt dışı seyahatleri. Seyahat etmek benim için en büyük ilham kaynaklarından biri; yeni şehirler görmek, farklı kültürlerin sokaklarında kaybolmak vizyonumu çok besliyor. Tabii işlerin ve yeni projelerin hazırlık süreçlerinin temposuna göre bu seyahatleri dengeleyeceğim ama bol bol deniz, güneş ve yeni rotalar ajandamda ilk sıralarda.
Hepimizin elinden düşmüyor telefonlar. Sosyal medya çılgınlığı için ne düşünüyorsun? Sen de o dünyada yaşayanlardan biri misin?
Sosyal medya çağımızın bir gerçeği, işimizin de önemli bir vitrini; bunu yok sayamayız. Ben de işlerimi paylaşmak, beni sevenlerle bağ kurmak ve dünyadaki trendleri takip etmek için aktif kullanıyorum. Ama o dünyanın içinde "yaşayanlardan" değilim. Gerçek hayatın, o anın tadını çıkarmanın, telefon ekranından çok daha değerli olduğunu kendime sık sık hatırlatırım. Sosyal medyanın bir çılgınlığa dönüşmesine, beni tüketmesine izin vermemeye çalışıyorum; kontrolün bende kalması, dijital detokslar yapabilmek ruh sağlığım için çok önemli.
Motivasyon kaynağın olan hayata dair bir motto var mı benimsediğin?
Tek bir cümleye sıkıştırmak zor olsa da genel olarak hayata bakışımı özetleyen şey: "Sürece güven ve kendi hikayenin en iyi versiyonu ol." Dışarıda ne olduğu, başkalarının ne yaptığıyla değil, kendi gelişimimle ilgileniyorum. Dürüst, disiplinli ve tutkuyla yapılan her işin eninde sonunda doğru yere ulaşacağına inanırım. Akışa inanmak ama o akış içinde en iyi emeği vermek benim ana motivasyonum.
2026'yı yarıladık. Hedeflediğin gibi mi gidiyor her şey? Bu yıl bitmeden güzel sürprizlerin olacak mı?
2026 benim için gerçekten çok dinamik, üretken ve dönüşüm dolu bir yıl oluyor. Geriye dönüp baktığımda, yılın ilk yarısı için koyduğum hedeflerin çoğuna ulaştığımı ve hatta üzerine koyduğumu görüyorum; o yüzden her şey planladığım gibi, çok güzel gidiyor. Yılın ikinci yarısı için ise enerjim çok yüksek. Evet, bu yıl bitmeden beni çok heyecanlandıran, üzerinde titizlikle çalıştığımız çok güzel sürprizler ve yeni projeler var. Seyirciyi şaşırtacak işlerle buluşmak için sabırsızlanıyorum, takipte kalın!

