Zeynep Mansur Röportajı
Müziğinde yenilikçi adımlar atmayı seven Zeynep Mansur, yeni teklisi “Loş”ile dinleyicisini bu kez afro house ritimleriyle buluşturuyor. Güçlü enerjisi ve modern alt yapısı ile dikkat çeken şarkı, sanatçının müzikal yolculuğunda farklı bir sayfa açıyor.Zeynep Mansur ile yeni şarkısının ortaya çıkış sürecini, afro house tarzına yönelme nedenini ve müzik kariyerindeki yeni dönemini konuştuk.
Röportaj: Mukaddes Kaya
Farklı bir tarz şarkı ile bizlerle buluştun. Seni ne veya kim bu tarz bir şarkıyla buluşmaya ikna etti?
Aslında, uzun zamandır yapmak istediğim tarz, hep bu ve bunun versiyonlarıydı. Bu şarkıda, Afro House oldu. Ancak, bu tarz şarkılar bulma fırsatım olmuyordu. En son, ‘Sen Nasıl İstersen’ de bıraktım ve devamını getiremedim. Sevgili Altuğ Bilsev ile karşılaşınca, tam da istediğim şarkıları yaptığını gördüm. Bundan sonraki üç şarkım daha hazır. Artık, hayal ettiğim gibi, bu tarzda ilerleyeceğim…”
Şarkının her sözü insana kendi önemini ve değerini hatırlatıyor. Peki senin için de, şarkının sözleri hayatında geçerli mi?
Günümüzde, maalesef insanlar çok değişti. En yakınlarınız, aileniz, dostlarınız, sevgiliniz, size ne kadar özel ve önemli olduğunuzu hatırlatacak insanlar, bundan kaçınıyor. Aksine, sizi aşağı çekmeye çalışıyor. Bu şarkıda, tüm insanların, silkelenip, kendi gücünün farkına varıp, değerini anlamasını istiyorum…
Seninle yapılan röportajlara şöyle bir baktığımda her şarkın, her röportajın bir mesaj içeriyor. Loş’un senin hayatındaki mesajı nedir?
Yukarıda da söylediğim gibi insanların değerini, önemini bilmesini istiyorum. Dünyaya bir kez geliyoruz ve ne kadar biricik olduğumuzun farkına varalım istiyorum. Kimsenin değerimizi öldürmesine izin vermemeliyiz. Anlatmak istediğim tam da bu… Tüm gücümüz kendimizden gelmeli; gücü dışarıda aramamalıyız…”
Loş’un bir sırrı var mı?
Şöyle ki, Loş’a karar verdikten tam iki gün sonra, stüdyoya girip söyledim. Klibi, fotoğraf çekimi yayınlanması hepsi bir ayı bulmadı bile. Hayatımda yaptığım en hızlı iş oldu.
Sence biz insanlar değerimizi ve önemimizi bilmiyor muyuz? Eğer öyleyse buna neden izin verdiğimizi düşünüyorsun?
İnsanları, en yakınlarındaki insanlar aşağıya çekmeye çalıştığı zaman özgüvenleri yara alıyor. Az önce anlattığım gibi, ben insanların kendi değerini ve önemini, öz saygılarını yitirmemeleri gerektiğinin altını çizmek istedim. Günümüzde, çoğu insan, sevgisizlikten, yanlış ilişkiler, yanlış hayatlar yaşayabiliyor. Gerçek sevgi, bizim kendimize vereceğimiz öz değerle ilgili. Bunu anlatmak istiyorum.
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, hayvanlar kırmızı çizgin biliyorum. Daha önce de bu konularla ilgili birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldın. Önümüzdeki günlerde bu tür bir projen var mı?
Evet, yine bu tarz teklifler gelirse, zevkle yer almak isterim. En hassas olduğum konular bunlar. Bir de çevre konusu var. İnsanların, saygısızca çevreye kötü davranmalarına tahammül edemiyorum. Dün, yürürken, tam önümde, adamın biri tükürdü. Özür diledi ama benden değil; çevreden, özür dilemesi gerekiyor. Bu toprakların kıymetinin bilinmemesine tahammül edemiyorum.
Basın bülteninde “Zeynep Mansur herkesi dansa davet ediyor” diyor ama şarkının bazı insanların hayatında biraz da melankoli yaratacağını düşündün mü?
Aslında, şarkının müziği çok eğlenceli ancak nakaratı biraz hüzünlü. Çünkü, kalabalıklar içinde, hepimizin, aslında, ne kadar yalnız olduğumuzu anlatıyor.
Özellikle sosyal medya üzerinden paylaşım yapacak olan psikiyatri doktorlarına ve kişisel gelişim uzmanlarına şarkının ilham olacağını düşünüyor musun?
Neden olmasın. Şarkıya çalışırken, evde, aynanın üzerine şarkının sözlerini asmıştım. Eve gelen arkadaşım motivasyon için kendime yazdığımı sandı. Demek ki böyle bir etkisi de var.
Belki de terk edilen genç kızlar şarkınla daha dik, daha güçlü çıkacaklar ilişkilerinden. Ne dersin onlara?
Aşkın bitmesi, dünyanın sonu değil.Genç yaşlarda hepimiz yaşadık. Bunları, ancak, hayat bize öğretiyor ki, ‘önce ben’ demek çok kıymetli. Kimsenin değerinizi öldürmesine izin vermemelisiniz. Bu kim olursa olsun. İster aileniz .ister sevgiliniz, ister dostunuz olsun.
Hayatın senin içinde Loş olduğu dönemler oldu mu?
Olmaz mı?.. Elbette çok zor dönemler atlattım. Ama kendimle gurur duyuyorum. Hepsinden dimdik, tek başıma, ayakta çıkabildim ve çok kıymetli insanlar biriktirmişim. Bu benim için çok değerli. Bu işi yaparken de gördüm ki, tüm dostlarım ‘Ne yapabiliriz?’ diye çırpınıyorlar. Bu beni inanılmaz mutlu ediyor. Herkes, para biriktirirken, ben dost biriktirdim.
17 yaşından bu yana sahnede olan genç bir kadın olarak sende kendinin değerini ne zaman fark ettin?
Aslında, hep değerimin farkındaydım. Ama, zaman zaman en yakınlarımın bile aşağı çekmeye çalıştığı zamanlar oldu. Başladığım günden beri, tek başıma verdiğim mücadelemde, yalnız hissettiğim zamanlar oldu. Ama özellikle son beş yıldır değerimi inanılmaz farkındayım. İstiyorum ki, özellikle kadınlar, değerinin farkında olsun.
Senin dinlediğin, sevdiğin, rol model aldığın şarkıcılar kimler?
Rol modelim, her zaman, dört yaşından itibaren Ajda Pekkan’dır. Büyüdükçe, Sezen Aksu hayranlığım başladı. 18 yaşından itibaren, bir Vedat Sakman fanatiği oldum. Müzikal anlamda bunlar; ayrıca Vedat Sakman’nın Zuhal Olcay’a yapmış olduğu ‘Küçük Bir Öykü Bu’ albümü baştan sona bir hikayeyi anlatan, tüm şarkıların canlı çalındığı, mükemmel arşivlik bir albüm. Hayalim, böyle bir albüm yapmadan, bu işi bırakmamak. İlkokuldatek hayalim, büyüyüp, şarkıcı olup, sesine hayran olduğum Julio Iglesias’la evlenmekti.
Sizin dünyanızda kalabalıklar, ışıklar, ışıltılar mevcut. Şarkının sözlerinden yola çıkarsak, o ışıltılar, o kalabalıklar içinde yalnız mısınız?
Sormak istediğiniz aşk ise, ‘Evet, kalbim boş ama çok kıymetli dostlarım var’. Etrafımda, farklı alanlarda, çok güzel ve çok başarılı birçok insan var. Hepsinin kalbi boş ve loş. Şarkıda da, kalabalıklar içinde, ne kadar yalnız olduğumuzu anlatmak istedim.
Yıl 2026 insanlar çok mu yalnızlaştı; siz nasıl görüyorsunuz?
“Evet, yalnızlaştı insanlar çünkü, birbirlerine olan sevgi, saygı, merhamet ve vicdanları kalmadı. Günümüzde, herkes, gerçek sevgiyi arıyor. Anne babalarımızın dönemlerinde, 40-50 yıllık evlilikler, günümüzde hayal oldu. Belki, bu şarkı, bize, bir farkındalık yaratır. Aslında, sevginin, dostluğun, öz değerin ne demek olduğunu hatırlatır. “
Yalnızlık mı daha kıymetli sizin için yoksa kalabalıklar mı?
“Dönem dönem değişen bir konu. Ama, genel olarak, yalnızlıktan çok hoşlanmam. Çünkü, paylaşmayı çok severim.”
Şarkınız sadece kadın erkek ilişkilerine mi mesaj veriyor yoksa her türlü ilişki dahil mi bu mesaja?
Evet, daha önce de ifade ettiğim gibi, tüm ilişkiler için, dostluk, arkadaşlık, sevgili ya da aile ilişkileri… Hepsini kapsayan bir anlatım oldu. Tüm bu ilişkilerde, kendi kıymetinizi bilip, hayatın aslında bir denge olduğunu anlatmak istedim. Siz, sevgi verip, karşı taraftan alamıyorsanız, böyle bir dengesizlik içinde, mutluluk olamaz. İşte o noktada ben kıymetliyim; değerliyim diyebilmeliyiz…
